Stj. Av. Ozan Sabahoğlu Yazdı; Türkiye’de Stajyer Avukat Olmak 1- Ücret Sorunu

Türkiye’de Stajyer Avukat Olmak 1- Ücret Sorunu

Dikkat : Bu yazı bir stajyer avukatın isyan bayrağını çekme yazısıdır.

Evet, son dönemde üzerine en çok konuşulan ancak konuşulduğu kadar da göz ardı edilen bir sorundan bahsediyoruz. Bugün bu sorunlarımızı ve taleplerimizi bir kez de ben bir stajyer avukat olarak dile getirmek istiyorum. 

Mevcut Durum

En temel sorunumuz ücret sorunudur. 2020 itibarıyla açıklanan stajyer avukat sayısı 24.925 olup bu sayının İstanbul Barosu’ndaki karşılığı ise 8.115 olarak açıklanmıştır. Bu sayıların azımsanmayacak sayılar olduğu aşikardır. Bu başlı başına bir sorunken Avukatlık Kanunu’nun 11.maddesi kasti bir şekilde stajyer avukatların aleyhine  geniş yorumlanarak genç stajyer avukatların geçim sıkıntısı göz ardı edilmektedir. Bunun yanında Avukatlık Kanunu’nda stajyer avukatlara ücret ödenmesini yasaklayan tek bir madde yoktur. Sadece 11.madde aleyhimize yorumlanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre stajyer avukatların yüzde 94’ü asgari geçimini sağlayamıyor. Bunların yüzde 51’i 1000 TL altında çalışırken yüzde 26,5’i hiç ücret almadan çalıştırılıyor. Yol ve yemek masrafları karşılanmıyor, karşılansa bile yeterli olmuyor. Kaldı ki 5510 sayılı kanun anlamında stajyer avukatlara sigorta da yapılamıyor.

Kime, Neden İsyan Ediyoruz?

Genç, mesleğinin başında bir avukat adayının daha mesleğe bile başlayamadan maddi sorunlarla boğuşması kanımca utanç vericidir. Türkiye şartlarında ev kiralarıyla ekonominin berbat yönetilmesiyle ezici fiyatlar altında ezilen stajyer avukatlar görmezden gelinmeye devam ediyor. Kimi avukatlar ‘Ben zaten sana iş öğretiyorum’ gibi anlamsız, kibirli, üsttenci bir ruh haline bürünmüşken çoğu stajyer avukat aslında bir işçi olduğunun ve ucuz iş gücü olarak kullanıldığının farkında bile değil. Evet biraz ağır kaçacak belki ama durum budur. Türkiye’de stajyer avukatlar, işveren avukatın ucuz iş gücü olarak kullanıyor. Kimi avukatlar ise Harçlık(!) vererek kendi vicdan mastürbasyonunu yapıyor ve rahat hissediyor. Hangi mesleği icra ederse etsin ortada bir emek varken insanların sanki bir lütufmuş gibi çok komik ücretlere çalıştırılmasını doğru bulmuyoruz, kaldı ki bizler her hangi birisi değil meslektaş adaylarıyız. Ruhsatımızı aldığımızda yüz yüze bakacağız. Bu lümpenliğin kapitalizmden, Türkiye’de ve dünyadaki sömürü düzeninden kaynaklandığının da bilincinde olarak kendi meslektaşlarımızın bunu bir koz olarak kullanıp ‘Sistem bu yapacak bir şey yok’ diye işin içinden sıyrılabildiğine de şahidiz. Elbette yaşadığımız sorunların tek sorumlusu ‘patron’ avukatlar değil ve elbette yaşadığımız maddi ve manevi sorunlar mevcut düzenden, kapitalist sömürü düzeninden bağımsız değil. Ancak bunun da stajyer ve işçi avukatların sömürülmesi için bir kılıf olmadığını biliyoruz. Kimi meslektaşlarımız ise sağolsun baya cömertler ve stajyer avukatları 500 TL-2000 TL aralığında komik rakamlara çalıştırıyorlar. Türkiye şartlarında stajyer avukatların aldığı maaş ev kirasına bile yetmeyince haliyle genç stajyer avukat ya ek iş aramakta ya da mesleği bırakma noktasına gelmektedir.

Bu bir meslek ayıbıdır !

Kimin Ayıbı?

Peki bu ayıp kimindir? Elbette biz stajyer avukatların ve işçi avukatların değil. Başta kanun koyucunun, sonra baroların, ve en sonda da bizi ucuz iş gücü olarak görüp mesleğin itibarıyla oynayan, kâr amacı güderek avukatlık yapan, veya avukatlık bile yapmayan sırça köşklerinden ‘patron’ edasıyla bizim emeğimizi sömüren meslektaş demeyi bile zul gördüğümüz mesleğin kamusal karakterinden ziyade akçeli tarafına bakan patron avukatların ayıbıdır.

Çözüm Önerileri

  1. Günün ihtiyaçlarını karşılamayan avukatlık kanununun ilgili bölümlerinde değişikliğe gidilmelidir.
  2. Sosyal ve ekonomik şartlarda iyileştirmeye gidilsin.
  3. Asgari ücret altında stajyer avukat çalıştırmak yasaklansın.
  4. Stajyer avukatın sosyal güvenlik sisteminden faylanmasının önü açılmalıdır.

Biz Ne Yapmalıyız?

Peki biz ne yapmalıyız? Genç, işçi, stajyer avukatlar ne yapmalı? Öncelikle sorunlarımızı her platformda gündeme getirmeliyiz, tabiri caizse kafalarına vura vura taleplerimizi kabul ettirmeliyiz. Baroları kuşatarak sorunlarımızın mesleğin ve baroların temel sorunlarından olduğunu gündemden düşürmemeliyiz. Bize çok iş düşüyor çünkü mücadele etmeden kimse haklarımızı bize altın tepside sunmayacak ve ancak birlikte, örgütlü mücadele ederek haklarımızı kazanabiliriz. ‘Türkiye’de imkansız’ ‘Bizim elimizde değil’ gibi motivasyon düşürücü umutsuz söylemlere kulak asmadan genç, işçi, stajyer avukatlar bazı liberal sınıf atlama hayallerine kapılmadan, sınıf bilinciyle hareket edip, örgütlenip bizi güçsüz sananlardan söke söke haklarımızı alabilmeliyiz. Çünkü vakit sözün yanında eyleminde vaktidir, yakınarak, sitem ederek sonuç alınamayacağı akıldan çıkartılmamalıdır.

Vakit stajyer ve genç avukatlar için isyan vaktidir.

O halde hem Karl Liebknecht’ten bir alıntı yaparak hem de bir davet ile yazımızı bitirelim:

“Mümkünün son sınırlarına, ancak imkansızı elde etmek için çabalayanlar ulaşabilir. Gerçekleşmiş imkanlar, zorlanmış imkansızlıkların sonucudur.” 

Karl Liebknecht

Son Söz

Bu yazı sesleri sırça köşklerden, fil dişi kulelerden duyulmayan stajyer ve genç avukatların çığlığıdır. Bu yazı bir davet yazısıdır, gelin kardeşlerim hakkımız olanı almak için yüreğimizi geçinemeyen, derin sömürü, sefalet ve açlığa mahkum edilen milyonların yanına atalım, onlarla birlikte ülkemizin refah içinde aydınlık yarınlarını kuralım.

Bu vesile ile tüm stajyer ve genç avukatları Devrimci İşçi Sendikaları tarafından 12 Aralık 2021 tarihinde İstanbul Kartal Meydanında gerçekleştirilecek Yeter Artık! Geçinmek İstiyoruz! mitingine davet ediyoruz. Gelin ne kadar güçlü olduğumuzu dosta, düşmana gösterelim.